23 Ekim 2007 Salı

TERÖR NEDİR?



Terörle mücadele şube müdürlüğü 3713 sayılı terörle mücadele kanununun kendisine tanıdığı yetki çerçevesinde, aşağıda hukuki tanımı yapılmış olan tüm terörist unsurlarla mücadele eder.


“Terör;baskı, cebir ve şiddet korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle anayasada belirtilen cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak ve yıkmak veya ele geçirmek temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte (burada örgüt terimi iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesiyle, teşekkül, cemiyet, silahlı cemiyet, çete veya silahlı çeteyi kapsamaktadır) mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir”


TERÖRİZM NEDİR?



Hedefe ulaşmada her yolu meşru sayan terörizm insanlık tarihi kadar eski bir olgudur,

Dolayısıyla terörün amaç ve stratejisi zamanla teknolojik gelişim ve sosyo-ekonomik yapıya paralel olarak gelişmiş, tahrip ettiği toplumların dini-ırki-ekonomik ve sosyal yapısını ideolojisi doğrultusunda araç olarak kullanmış ve bu suretle kendisine finans kaynağı yaratmıştır. Sağladığı bu büyük miktardaki finans kaynakları ile dar bölge sınırlarını aşarak sınırlar ve kıtalararası boyut kazanmıştır.

Bugün dünyamız; ekonomik-siyasal-askeri ve sosyal menfaatler etrafında birleşen ülkelerin oluşturduğu bloklar ve paktlara bölünmüştür.

Bu oluşumlar ekonomik ve siyasal çıkar kavgalarını hızlandırmış, böl parçala yönet veya kendi çıkarlarına zarar veremeyecek azami limitler arasında tut ilkesinden hareket eden bazı blok veya ülkeler, farklı dini-ırkı-etnik unsurları, sosyo-ekonomik az gelişmişliği terörizme malzeme olarak sağlamış ve var olar terör örgütlerine bu şekilde katkıda bulunarak amaçları doğrultusunda taşeronluk görevi yüklemişlerdir.

Bu bağlamda ülkemiz, içinde bulunduğu jeopolitik konum itibariyle dış ve iç kaynaklı terörün ortaya koyduğu bir kavgaya sahne olmaktadır. Bu kavganın içeride ve dışarıda ortak çıkarlar doğrultusunda hamileri bulunmaktadır.

Günümüzde terörün sadece ülkemizde değil bütün dünyada ortaya çıkış sebepleri sosyal ve ekonomik olgulara dayanmaktadır.

Terörün bazı ülkeler tarafından muhalif ülkeye yönelik olarak desteklenmesi konusunda da hazırlık aşaması hedef ülkenin, başta sosyal zaafları sonra ekonomik zaafları (gelir gurupları arasındaki uçurum) ve vatandaşların devletine karşı hoşnutsuzlukları etüt edilerek planlanmaktadır ki maşa olarak kullanılacak bir kitle oluşturulabilsin. Bu sebeple, teröre muhatap olan ülkenin terörle mücadelesinin sadece polisiye tedbirlerle başarıya ulaşamayacağı kesindir.

Bilinçli bir toplumun terörizme karşı topyekün mücadele vermesi, huzur ve güven ortamının sağlanması açısından zorunludur. Zira, istikbalde bir milletin geleceği sayılan yeni nesil aynı ülkede müspet hürriyetin sunduğu güven ve huzurla yaşama arzusunda olmalı, bu geleceği sağlamanın yolu da tüm şer odaklarıyla topyekün mücadele ederek sağlayabiliriz.
BAŞA DÖN

TERÖRİSTİN İDEOLOJİK MOTİVASYONU



Terörizmin doğuşundaki esas dayanak sosyal çelişkilerdir. Terörizm, hedef aldığı kitlenin hoşnut olmadığı veya elde etmek istediği çıkarı umut olarak vaadetmektedir.


Bu umut ve vaat kişileri bir arada toplayan ideolojiyi oluşturmaktadır.İdeoloji etrafında toplanan insanlar kendilerine göre bir sistem oluşturmaktadır.Sistem içerisinde örgütlenmeler yapılarak terörizmin alt yapısı oluşturulmaktadır.


Teröristin kendi anlayışı içerisinde kutsal bir amacı vardır. Amacını gerçekleştirmek için, kendisine engel teşkil eden veya daha doğrusu öyle gösterilen veya engel olarak algılaması sağlanan unsurları ortadan kaldırmak azmindedir.


Bu nedenledir ki ideoloji, örgütlenmenin en önemli unsurunu teşkil etmekte, ideoloji nedeniyle terörist kolayca ölümü göze alabilmekte, her türlü yoksunluğa karşı hareketine sadık kalmakta, yerine göre çok olumsuz şartlara karşı koyabilme gücüne sahip olabilmektedir.

ŞİDDET UNSURU



Terörün en önemli yönü ise, şiddet içermesidir. İdeolojik koşullar; örgütün, hedeflerine ulaşabilmesi için şiddete başvurulmasını dayatmaktadır. Bulunduğu ülkedeki rejimi yıkmayı hedefleyen örgüt, "silahlı mücadele" adı verilen şiddet uygulamalarıyla kendini göstermekte, şiddet yoğunlaştıkça, korku içinde örgüte yaklaşan insanların sayısı artmaktadır.


Şiddet hareketleri, örgütün propaganda malzemelerinin en önemlilerindendir.burada anlatılan şiddet, örgüt tarafından, halk adına yapıldığı iddia edilen zalimce eylemlerdir. Buna karşın terörist kendisini "devrimci, eylemci, özgürlük savaşçısı,halk gücü" gibi bir takım unvanlarla taltif etmektedir.


Yakın geçmişimizde terör örgütlerinin özellikle, legal kuruluşlar olan bazı dernek, sendika ve siyasi partileri de kullanarak, metropoller başta olmak üzere semt, mahalle ve sokak bazında hakimiyet tesis etmeye çalıştıkları bilinmektedir.


Böylece örgüt kendi tabanını da, zor ve tehdide dayalı bir tarz sergileyerek oluşturmakta, hakimiyet tesis edilebilen yörelerdeki vatandaşlarımız için örgüt mensupluğu bir zorunluluk haline gelmektedir. Sistemli ve organize şiddet, vatandaşımıza, hayatı dayanılmaz hale getirme gayretindedir.
Şiddetin amaçlarından biri kamuoyuna kendini duyurma olduğundan, kitle iletişim araçlarından faydalanarak ilgi alanı içerisine girilmeye çalışılır. İnsan hayatını ve dolayısıyla toplumsal güven ve huzuru hedef alan eylemler kamuoyunda çok fazla yankı uyandırdığı için şiddet eylemleri vazgeçilmez bir reklam aracı olarak görülmektedir. Terör örgütlerinin, şiddet eylemleri sonrasında basın kuruluşlarını arayarak eylemi üstlenmeleri bu nedene dayanmaktadır.


Amaca ulaşmak için her türlü girişim mübah görülmekte, sadece devlete yönelmekle kısıtlı kalınmamakta, suçsuz insanlar da büyük ölçüde bu eylemlerden zarar görmesine yol açılmaktadır.


Kitlesel nitelikli terör eylemlerinde, örneğin bir toplu taşım aracına veya alışveriş merkezine konan bir bombanın patlaması sonucu ölenlerin bu eylemi düzenleyenler ile hiç bir bağları bulunmamaktadır. Bu tür eylemlerde, bombayı koyanlar ile bombanın hedefi olanlar arasında hiç bir siyasal ilişki, bir hesaplaşma olmadığı gibi, belki eylemi koyan örgütün ideolojisine yakınlık duyanlar bile bulunabilmektedir.


Terör örgütlerinin düzenledikleri eylemlerin temelinde örgütün propagandasını yapma ağırlık kazanmaktadır. Örgütler, kuruluşlarını tamamladıkları, teşkilat yapılanması açısından yeterli bir düzeye geldiklerinde sansasyonel nitelikli bir şiddet eylemi ile kamuoyuna varlıklarını duyurmayı hedeflerler. BAŞA DÖN





ÜLKEMİZDE Kİ TEHDİT UNSURLARI



Ülkemizin huzur ve güven ortamını tehdit eden terörist unsurları amaç ve stratejilerine göre dört guruba ayrılmaktadır.

1.

Marksist-leninist ideoloji çerçevesinde hareket eden terör örgütleri (dhkp/c gb)
2.

Bölücü bölgeci terör örgütleri (pkk gb.)
3.

Din referanslı terör örgütleri (hizbullah gb.)
4.

Yurt dışı terör örgütleri (asala gb.- bu terör örgütü ülkemiz üzerinde baskı unsuru oluşturarak, büyük ermenistan idealini oluşturmaya çalışmıştır.)

1.

Marksist-leninist ideoloji çerçevesinde hareket eden terör örgütlerinin amacı; kendi ideolojileri doğrultusunda bir yönetim sistemini oluşturabilmek için silahlı halk mücadelesi ile mevcut anayasal rejimi değiştirerek yerine komünist bir rejim kurmaktır. Günümüzde faal olan sol terör örgütleri dhkp/c ve mlkp gibi örgütlerdir.
2.

Yeni dönemde en önemli gelişme bölücülük cereyanı üzerinde şekillenmeye başlamıştır. Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde, kürt kimliği etrafında başlatılan tartışmalar ve yörenin geri kalmışlığının istismarı üzerinde yoğunlaştırılan çalışmalar, pkk terör örgütü vasıtasıyla daha sonra 1984 yılında eruh ve şemdinli katliamlarıyla silahlı mücadele alanına kaydırılmış, yıllarca süren silahlı mücadele sonucu 15 şubat 1999 tarihinde bölücü terör örgütü pkk nın başı, ülkemizin 10.000 km. Uzağında kenya’da yapılan başarılı bir operasyon sonucu yakalanarak ülkemize getirilmiş, döktüğü kanların hesabını vermek için adalet önüne çıkartılmıştır.
3.

Dünyadaki siyasi gelişmelerin de etkisiyle, marksist-leninist ve bölücü kaynaklı terörün yanında, dini motifli terör hareketlerinin de giderek artan bir oranda ülke gündeminde yerini almaya başladığı gözlenmektedir. İdeolojisini dinden aldığını iddia eden birtakım gruplar, şiddet eylemleri ile kamuoyuna mesajlar vermeye başlamışlardır. Türkiye radikal alanda oluşturulmaya çalışılan terörün bu yeni yüzü ile çok daha tehlikeli bir kamplaşmanın içine çekilmektedir.
4.

Ülkelerin tarihten kaynaklanan hesapları üzerine bina edilmeye çalışılan bir takım gerekçeler doğrultusunda faaliyet yürüten terör örgütleri, bu manada hedef ülkenin üzerinde baskı oluşturmak amacıyla terörist eylemlerde bulunmaktadırlar. Bir dönem büyük ermenistan hayali üzerine ülkemiz dış temsilciliklerine karşı terörist saldırılarda bulunan asala terör örgütü bunlardan birisidir.BAŞA DÖN


EĞİTİM KURUMLARINA VE GENÇLİĞE YÖNELİK FAALİYETLERİ



1- İşçi ve memur sendikaları:


Bu kuruluşlar içersinde sempatizan kitleler oluşturmak suretiyle, işçi ve memurların anayasa ve kanunlardan doğan haklarını ideolojileri doğrultusunda kullanmak.


2-Siyasi partiler ve gençlik kolları:


Demokratik ortamdan istifade ile siyasi parti kurarak veya mevcut siyasi partilere ve bu partilerin gençlik kolları arasına sızmak suretiyle illegal faaliyet yürütmek


3- Dernek ve vakıflar:


Terör örgütleri yasal alanda, kendilerini kamufle etmek amacıyla vakıf ve dernek kurmaktadırlar.


4-Özel ve tüzel kuruluşlar:


Özdemir Sabancı’nın öldürülmesi olayında, sabancı holdinge sızmaları,


5-Eğitim kurumları :


Lise ve üniversite gençliği arasına sızarak sempatizan kitleler oluşturmak,sağlıklı düşünme ve araştırma yeteneğini henüz kazanamayan, kendisine teklif edilen her türlü değeri kabullenmeye hazır olan ve bir geçiş dönemi içerisinde bocalayan gençler, terör örgütlerinin iştahını kabartmaktadırlar.


Öğrencilere yönelik oluşturulan yapılanmaların çokluğu dikkat çekmektedir. Her örgüt lise gençliğine yönelik örgüt içi oluşumlara sahiptir.
BAŞA DÖN



TERÖRÜN FAALİYET ALANLARI



Öğrencilere yönelik oluşturulan yapılanmaların çokluğu dikkat çekmektedir. Her örgüt lise gençliğine yönelik örgüt içi oluşumlara sahiptir.


Yasadışı örgütlerin liselere yönelik örgütlenmeleri;


Örgütler daha çok aile huzursuzlukları olan çocukları, anne babası ayrı olan ilgiye muhtaç olanları, maddi durumu kötü olanları, aile eğitimi müsait olan ve örgütsel fikirlere yatkın olanları seçmektedir.


Bir genç, örgüte şu aşamalardan geçerek katılır:

*

Önce sempatizan bir gurup içerisine alınır, bu grup okul arkadaş çevresinden olacağı gibi aile yakınlarından, gidilen bir dernek, örgüt yayın büroları yada legal uzantıları içerisinde de oluşturulabilir,
*

Örgütlerin, çıkardıkları dergi ve kitaplar gençlere okutturularak, ülke problemlerinin tek çözüm yolu olarak ideolojiler kabul ettirilir.
*

Örgütlerin feodal alışkanlıklar olarak nitelediği manevi duygular ve aile bağları zayıflatılmaya çalışılır,
*

Gençlerde, karşılaştıkları olumsuzluklara karşı tahammülsüz ve hemen tepki verebilecek bir ruh halinin yaratılmasına önem verilir. İdeolojik bilinçlenme, toplumsal olaylara sokularak güçlendirilir, isyan duyguları pekiştirilir,
*

Daha sonra illegale çekilerek yazılama, pankart asma gibi kanunsuz olaylarda kullanılan örgüt mensupları polisin yakalamasıyla suçluluk psikolojisine girerek, istese de normal hayata dönemeyeceğine inanır, normal hayata dönmek isteyenler de örgüt tarafından çeşitli tehditlerle ve “polis tarafından fişlendin, artık bundan kurtuluşun yok” türünden sözlerle engellenmeye çalışılır.
*

Sonunda herkesin çocuk gördüğü, belki zaman içerisinde düzelir olarak nitelediği,aile ve çevre tarafından ihmal edilen bu insanlar acımasız bir örgüt mensubu olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Çeşitli kitlesel etkinliklerde terör örgütlerinin gençliğimizi kullanarak istismar ettiği onları toplumsal olaylara katarak polisle karşı karşıya getirdiği bilinmektedir. Bu şekilde ideolojilerini ve gerçek yüzlerini maskeleyip, öğrencileri masumane istek ve tepki eylemlerin içerisine çekmekte bilahare de asıl amaçları doğrultusunda kullanmaktadır.


Yükseköğrenim kurumlarımıza yeni kaydolmuş öğrenciler terör örgütlerinin uzantıları tarafından sıcak yaklaşımla kazanılmaya çalışılır.



Güncel sorunlar bir sistem sorunu şeklinde empoze edilerek çözümü sistemin değişmesinde arama anlayışı yerleştirilir. Sisteme kinlenen kişi küskün kişi haline getirilir. Süreç içerisinde seminer çalışmasına alınarak eğitilir. Bu meyanda pratik sokak eylemlerine alıştırılır. Öğrenci aynı zamanda, örgüt için dergi satmak, eğlenceler düzenlemek, burslarından yararlanma şeklinde maddi destek sağlayan unsur durumuna gelir.



Pratik eylemlerindeki başarıya göre öğrenciye; kat sorumlusu, bölüm sorumlusu, fakülte sorumlusu gibi gururunu okşayıcı görevler de verilir. Genelde toplum içerisinde kişilik arayışında olan tipler, bulunduğu bu ortamda kişilik bulmaktan dolayı eylemsel yönden daha da keskinleşir. Sonuçta eğitilerek ülkenin insan gücüne katkıda bulunacak olan şahıs, ülkenin eğitimine ve ekonomik kaynaklarına zarar vermeye başlar.



BAŞA DÖN

GENÇLİĞİN KORUNMASI

*

Okul – aile işbirliği sağlanmalıdır.
*

Kişiliğin ve davranışların şekillenmesinde ailenin önemi dikkate alınarak aile yapısını ve bağlarını güçlendirecek tedbirler alınmalıdır
*

Kütüphaneler yaygınlaştırılmalı ve ihtiyaca cevap verecek kapasiteye çıkarılmalı, resim, müzik, tiyatro, edebiyat vb. Alanlarda gençleri geliştirici kurumlar oluşturulmalı ve gençler bu alanlara teşvik edilmelidir.
*

Öğrencilere hitap edici spor tesisleri oluşturulmalı ve katılım artırılmalıdır.
*

Yasadışı faaliyetlerde bulunan öğrencilerin bu durumlarından veli ve aileleri haberdar edilmeli, terör örgütlerine karşı, gençler mümkün olduğunca bilinçlendirilerek terör örgütlerinin ağlarına düşmeleri engellenmelidir.
*

Öğrencilerin gidip geldikleri umuma açık yerler düzenli olarak denetlenmeli ve gençliğe yönelik olarak açılan legal dernek ve kuruluşlar kontrol altında tutulmalıdır.

*

Terör örgütlerinin istismar edebileceği sorunların giderilmesi amacıyla maddi durumu iyi olmayan öğrenciler fon ve burslarla desteklenmeli, devamsızlık yapan öğrencilerin durumları takip edilmeli,BAŞA DÖN

Özellikle son on yıllık dönemde vatandaşlarımız; örgüt faaliyetlerine karşı her zamanki gibi devletin yanında yer almayı sürdürmekte ve terör mücadelesine büyük bir destek vermektedirler.

Son on yıllık dönemde terörle mücadele ve harekat daire başkanlığı ve her seviyedeki terörle mücadele birimimiz, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı esasları çerçevesinde olağanüstü bir mücadele örneği vermişlerdir, her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de terörle mücadele birimlerimizin en önemli uğraşısı olacaktır.

Terörle mücadele sadece güvenlik kuvvetlerinin tek başına başaracağı bir iş değildir. Buraya kadar ifade edildiği üzere teröristler her türlü aksaklığı ve eksikliği istismar ederek kendilerine taraftar bulmakta ve faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Dolayısıyla kamu kurumlarının yanı sıra her türlü toplumsal yapıların işbirliği yapması gerekmektedir.

Aileye ve basına düşen görevlerin önemini belirtmeye herhalde gerek yoktur. En az güvenlik kuvvetleri kadar eğitim kurumlarının ve görevlilerinin de terörle mücadelede önemli bir yeri bulunmaktadır. Teröristler taraftar bulma çalışmalarında her zaman eğitim kurumlarını kendilerine hedef noktası olarak tayin etmektedirler. Gençliğimizin art niyetli kişiler tarafından istismar edilmemesi için öğretmenlerimize ve okullarımızın yönetimlerine çok önemli görevler düşmektedir.

TÜMGENERAL OSMAN PAMUKOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Bu söyleşimi PKK ile mücadelede şehit olan Bayburtlu askerlerimiz J. Er Murat Sancar ( Taşlıtepe Çayırlı İ. Snr. Krk.) , J. Er Hüseyin Bahadır ( Şemdinli – Alan J. Krk.) , J. Er Bülent Altınsoy ( Berizincirtepe), J. Komd. Onb. Mete Okur (Alandüz), P. Komd. Onb. Fatih Kostik ( Kuzey Irak) ve diğer şehit olan Vatan evlatlarımıza ithaf ediyorum...

“ Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz, savaş sizinle ilgilenir, Savaş kazananı da yorar. Öüm her şeyi eşit yapan doğal sonuçtur. Ölümden korkmayan ölmez; ölüm kendine koşanları hiçbir zaman vurmaz. Ölüm korkusu, ölüm acısından daha şiddetlidir. Ölüm telaşının bir anlamı yoktur. Size yol gösterdim de diyebilirsiniz, ama askeri manada emir vermedim, Kahramanlara emir verilmez!”


• Yakın zamanda Güneydoğuda ortaya çıkan terörist saldırıların geçmişin tekrarı olduğunu düşünüyor musunuz?

Kitap yazılalı iki yıl oldu. Adından da belli değil mi? (Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok). Bu bir. İki:Güneydoğu’da her şey aynı kaldığı için bu kitap yazıldı. Üç:Geçmiş diye bir şey yok. Sadece geçici bir duraksama oldu.

• Kitabınızda bahsettiğiniz gibi askerlerimize vermiş olduğunuz gerilla eğitimiyle ilgili taktiksel savaş öğretileriniz şu anki komutanlar tarafından uygulanıyor mu


Gerilla veya gayri nizami harbin taktiklerinin esası; baskın ve pusudur. Bana bunları yedi adet askeri yüksek okul ve akademi diploması öğretmedi. Bunları doğadan elde ettim. Bu bir. İki:Bu iş yaratıcılık ve zeka ile yapılır. Üç:Hiçbir taklidin şaheser olma şansı yoktur. Dört: Bilgi ile olmaz sanat ile olur. Beş:her şeyin başı cesarettir. Eğer cesaretiniz yoksa:Şayet varsa diğer hiçbir niteliğinizin kıymeti yoktur. Çünkü harekete geçiremezsiniz.

“ Harman yeri düz olunca, sap yığını dağ gibi görünür. “

• Kitabınızda MİT ‘in Irak’ ın kuzeyinde toplantı halinde bulunan Pkk ‘ nın büyük bir kongre düzenlediği raporunun size ulaştırılmamasının nedenleri ve buna bağlı olarak İran da ki kampa yapmayı düşündüğünüz baskının durdurulmasını nasıl açıklarsınız?

MİT, istihbaratını devlet üst kademesine gönderir. Benim konumumla hiçbir ilgileri yoktur. MİT, haberi kitapta yer alan devlet üst kademelerinin hepsine defalarca bildirmiştir. Yapılacak ne varsa onlara aittir. Benimkisi bir idealizmdir. Sanki bütün devletin sorumlusu gibi hareket etmektir. MİT müsteşarının yaptığı çalışmaları, rapor halinde bana göndermesi ben bu işin üzerine çok gittiğimden “Osman Paşa doğruları öğrensin, MİT’in bunda günahı yok” demek içindir.
İran kampı meselesi; önce cesaret gerektirir, sonra da bizim bu işi hangi teknik ile yapacağımızı onların hayallerinin dahi alamamasından kaynaklanır.

• Kitaplarınızı okurken heyecanlandık. Gurur duyduk. Sinirlendik ve ağladık. Birilerine hesap sormak istiyorduk. Belki bizim gücümüz yetmiyordu ama , siz veya sizin gibiler bir anlamda bunun savaşını nasıl verdiniz?

“Halk ne kadar doğruları bilir ise ülkede o kadar güvende olur.” Ben bu ilkeyi yürütüyorum. İkinci kitabı da yazdım (Ey Vatan). O da 50.000 civarındaki insana ulaştı. Onlarca kez TV programına çıktım. Üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına PKK ve liderlik konularında 40 kadar konferans verdim. Yüzlerce kişi ile mektup, telefon ve elektronik posta ile irtibattayım. İlk kitap ise 125.000 resmi satış, 400.000 kadar korsanla 500.000’in üzerindeki kişiye ulaştı

• Afrikada ve ortadoğuda cetvelle çizilmiş sınırlara sahip ülkeler de istediklerini uygulayan bazı güçler şimdi Kuzey Irak da yine aynı oyunları oynandıklarını düşünüyor musunuz?


Ona ne şüphe? Yeni dünya düzeni ve küreselleşme denilen şey; eski sömürgecilik politikalarının yeniden yürürlüğe konmasından başka bir şey değildir.

“ Hatayı önlemenin tek yolu ihtiyatlı olmak değil, cesarettir. Kötü oduncu, baltasıyla cebelleşir. “


• Pkk ile savaş konusunda uzman biri olarak Ordu sizden daha uzun yararlanmak istemedi mi ? Emeklilik süreciniz uzatılamaz mıydı?

Bunun için önce bu işin uzmanlık olduğunu anlayabilecek kapasite lazım.

“ Vatan sevgisinden beslenen fedakarlık duygusu dejenere insanlara gülünç gelir. “

• Abdullah Öcalan’ ın yeniden yargılanması konusunda ki görüşleriniz nelerdir?

Avrupa’nın gelecek günlerde daha da artacak olan baskıcı, siyasi uzantısından başka bir şey değil.

• Avrupa Birliği süreci hakkında neler düşünüyorsunuz? Hükümetin uyguladığı strateji doğru mu?

Ey vatan kitabında da yer aldığı gibi Avrupa birliği nesnesi olmayan bir eflatuni aşktan başka bir şey değildir. Asla gerçekleşmeyecek. Strateji mi? O da ne demek. Strateji güç kullanma sanatıdır. Mahkumların gücü olmaz, demir parmaklıkları olur.


“ Ödü varsa düşmanın meydan açık hazırız
Bu toprakta biz doğdu, biz yaşadık, biz varız. “

• Bugün size aynı göreviniz tekrar verilmiş olsa yapmak isteyip de yapamadıklarınızı anlatabilir misiniz?

Yapmak istediğim her şey sorumluluk taşıdığım dönemde kendi bölgemde asker olarak yapılmıştır. Türkiye ve yabancı topraklardaki tüm PKK varlığını 6 ila 8 bin askerle, 14 ayda bitireceğimizi Hakkari dönüşünde bütün üst kademelere bildirdim ve rapor ettim. Orada o dönemde görevli olan 360.000 askerin gereksiz olduğunu belirttim. Yapamadılar. Şu anda da yaparız. Subayları seçmeliyim. Subay ve askerleri ben eğitmeliyim. Bu eğitim, 6 ila 8 ay sürecek. Tıpkı PKK’lılar gibi. Dağlara çıkacak ve bütün dağlar temizlenip iş bitince ovalara döneceğiz.


“ Türk Askeri sabır ve tahammülü dolayısıyla dünyanın en dayanıklı askeridir. “

• Hakkınızda kitaplarınızdan sonra bir çok eleştiriler yazıldı. Örneğin Mehmet Ali Birand’ ın 16,04,2005 tarihinde Posta gazetesinde çıkan köşesinde “ Pamukoğlu Paşa’ nın TV söyleşileri ve kitapları öylesine abartılı, öylesine komplo teorileriyle doludur ki, bizlerdeki inandırıcılığı çoktan kaybolmuştur. “ sözlerini nasıl karşılıyorsunuz. Bu eleştiriler sizi ne yönde etkiliyor?

Herşeyin ortada olduğu bir durumla ilgili nasıl komplo teorisi diyebilirsiniz. Herkes tarafından bilinen gerçekler var... Sayın Birand da zaten tarafımdan uyuruk haberleri yüzünden mahkemeye verilmiştir. Bunlar beni yıpratamaz.

• Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılması, Hadep üyelerinin meydanlarda , mitinglerde rahatça Abdullah Öcalan posterleri asması ve hala bu partinin seçim olması durumunda rahatça seçimlere girebilme haklarının olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Sizce Türkiye bu kadar özgür olmalı mı?

Bunlar siyasi baskılara maruz kalan devletin basiretsizliğidir. Yapılmaması gereken olaydır. Çünkü bunlar onları motive eden yüreklendiren küstahlaştıran ve bize karşı duruşlarına kuvvet kazandıran bir durumdur.

• Askerlik Süresi ve bedelli askerlik , hakkındaki düşünceleriniz nelerdir

Anayasa gereği Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin harbe hazır olmasından Bakanlar Kurulu ( Hükümet) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ ne karşı sorumludur. Bedelli sistemini son zamanlarında osmanlı önce Türk ve Müslüman olmayanlara; bunları askere almıyoruz, silah ve malzemeye katkıları olsun diye uygulamıştır. Sonradan Türklere de tatbik ederken 1. Dünya Harbi öncesi Ermeni ve Rumları da askere almış, fakat fiyaskoyla bitmiştir. Ermeni asteğmen ve askerler silah ve mermileriyle karşı tarafa geçmiş, Rumlardan da amele taburları yapılmıştır. Vatan savunması neyi gerektirir? Savaş sanatını öğrenmeyi. Bu sanatı öğretecek bireysel eğitim 3-4 haftada verilebilir ve alınabilir mi? Muharebenin ne olduğu ortada değil mi? Ne bedelli, ne de 8 aylık askerlik yapmanın eşitlik, adalet ve vicdanı yönü yoktur. Anlamak da mümkün değildir. Siz bilmiyor musunuz, muharebe sahası daha çok işlenmiş kafa gerektirmiyor mu? Madem memletin başı belada bu dönemde iyi eğitim yapanlar daha fazla silah altında tutulmalı. Genç nüfus fazla, vesaire gibi mazeretler statükoculuktan başka bir şey değildir. Osmanlının kadrolu temel askeri gücü neydi? Yeniçeriler’ di. Yükseliş dönemi dahil, bazı dönemler dışında Yeniçeriler’ in mevcudu 20.000’ i geçmemiştir. Yeniçeriler’ den sonra kurulan Nizamı Cedidin mevcutları 48 ila 70 bin arasında değişmiştir. M:Ö. 1540 ‘ larda bugünkü anlamdaki ordu nizamı ilk kez Mısırlılarda görülür. Ve bugüne kadar dünyada sistematik bir şekilde altı askere alma usulü uygulanmıştır. En pahalı sistem de şu anda bizim uyguladığımızdır. Yani bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan sistem. Bu sistemde paranın yarısından fazlası da yeme, içme , yatma, kalkma, ayakkabı ve çoraba gider. Bu da eski zamanı geçmiş bir düzendir. Genişleme , kalabalıklaşma, bu devrin ve geleceğin teşkilat yapısı değildir.

• Genel af ve pişmanlık yasası hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

İki yılı aşkın zamanda bizim bölgede 202 PKK militanı kendiliğinden teslim oldu. Bunların 170 kadarını ben de sorguladım. Bu gelenler samimi. Fakat sizi bağışladık diye afla her haltı yiyenleri tekrar halkın arasına sokarsanız bu kurumaya yüz tutmuş tarlayı yeniden sulamaya benzer. Sonuçlarını görür, bedelini de millete ödetirsiniz. Sonra da “ pişman olmakta geç kalındı, sayılmaz” dersiniz.

Tehditler alıyor musunuz?


Dostumuzda oluyor düşmanımızda. Eğer arkandan havlayan köpekler yoksa kurt değilsindir. Dikkate alınmazsın. Demek ki bir şeylerin savaşını iyi veriyoruz. Ben küçüklükten itibaren korku nedir bilmezdim. Size bir anımı anlatayım. Evimizin yakınlarında bir orman vardı. İlkokuldayım. Okuldan çıkıp gece o ormanda kalmaya karar verdim. Ailem izin vermedi ama ben yinede geceyi orda geçirecektim. Tahta bir çantam vardı. Gece oldu. Ormanda yatıyorum. Çakalların bana doğru yaklaştığını hissettim. Biliyordum ki çakallar asla tek dolaşmazlar. En az iki tane olurlar. Yine biliyorum ki çakallar kendilerinden güçlü olanları hissettikleri zaman korkar dağılırlar. İyice yaklaştıklarını hissettim. Bir çakal arkama doğru gelmişti. Tahta çantamla ona vurdum. Beline gelmiş olmalı ki bağıra bağıra kaçtı. Diğerleri de ondan ürkerek kaçtılar. Ertesi gün teyzeme anlattım olayı ve bana evladım sen korkuyu ne zaman öğreneceksin dedi. Hayattaki ilk sınavımı vermiş oldum.

SİZLERDEN GELEN BAZI SORULAR...
• Devletimiz istese PKK örgütünü ortadan kaldıramaz mı? Şu saatten sonra Aponun asılması gibi bir ihtimal gerçekleşirse PKK teröründe bir değişiklik olur mu? İsmail Oğuz Başağa sorusu için teşekkürler...

Kaldırılabilir. 1830 senesinden itibaren terör örgütleri belli başlı yerlerde konuşlandırılmıştır. Zamanla isimleri değişmiştir. Bunların hepsinin yapmak istedikleri vatana millete sözde bağımsızlık savaşı adı altında savaş verdiklerini iddia ederek devleti milleti bölmektir. Hakkarı içerisende yazlık ve kışlık kampların mevcut olduğu anlaşılıyor. Bunlar Hakkari merkezi batısında Kato ( Karanlık Dağ), güneyinde Oramar ( Alandüz) ; Yüksekova güneybatısında İkiyaka Dağları ile Şemdinli Derecik bölgesinde Balkaya Dağları’ dır. Bunlar dışında bahar, yaz ve sonbaharda bir çok bölgeyi üs ve harekat çıkış ve toplanma alanı olarak kullanıyor, ancak kışa girerken buralardan saydığım yurt içi ve yurt dışı kamplara çekilip askeri ve siyasi eğitime başlıyor. Adamlar bizimle yanyana yaz kış yaşıyor. Eğitim yapıyor , dinleniyor. Yerleri belli. Bahar gelince de buralardan çıkarak her yere dağılıp, yapacaklarını yapıyorlar. Coğrafya değişmediğinden bunların yeri de değişemez.imparatorluk döneminde de, Cumhuriyet döneminde de ne zaman bir silahlı kalkışma olduysa, arazide nerelerde bulundularsa şimdi de aynı yerlerdeler. . Yüreği olan gider onları ordan söker (Onlardan korktukları için değil) Dış güçlerinde varlığını unutmamak lazım.

• OHAL bölgesine Kürt ve alevi kökenli vatandaşlarımızın bilerek gönderildiği kanısı var? Bunun doğruluğu nedir? Ali Gürsoy’ a sorusu için teşekkürler...

Bu tamamen deli saçması olarak oradaki bilgisi olmayan vatandaşlarımızın beyinlerine yerleştirilmeye çalışılan dedikodu ve siyasi görüşten ibaret söylenti. Zaten bu söylentileri tersine kanıtlayan “ Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” kitabımda o bölgede şehit verdiğimiz askerlerimizin kökenlerini inceleyerek de varabiliriz. Çoğu Trakya, İçanadolu, Ege ve Karadeniz ‘ li evlatlarımız. Bu ülkenin hepsi bizim evlatlarımız bunun ayrımının yapıldığını düşünmüyorum.

• En son olarak bir soru sormak istiyorum... Hakkari’ye ne zaman gittiniz?

Hakkari’ye gitmem için bir sebep ve gerekçe yok. Çünkü sorumlu biz değiliz. Yetkileri biz kullanmıyoruz. Biz çarpışarak elden çıkmış bölgeyi geri aldık. Ama bir Trakya türküsü hep kulaklarımdaydı.

“Kara tren aramıza kara duman ekti de,
Göz göre göre yazık, eyvah.
Buraları sevemedim, gönül arada
Deli gönül eremedi, eyvah murada.”

ÜZERİMİZE KILIÇ ÇEKİLMEDİKÇE , ÜLKEMİZE SALDIRILMADIKÇA, MİLLETİMİZ CEFA ÇEKMEDİKÇE BİZDEN KİMSEYE ZARAR GELMEZ..

ŞEHİTLER OLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

iyinet Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) yarışması

2007 yılının en iyi SEO'cularına kendilerini ispatlamaları için fırsat sunuyoruz ve en iyi SEO'cuyu seçmek için ikinci kez bir yarışma düzenliyoruz…

SEO yarışması nedir?
Seo kelimesi "Search Engine Optimization" cümlesinin kısaltması olup,
herhangi bir websayfasını yada sitesini istenilen bir kelimede arama motorları sonuçlarında ilk sıralarda çıkartmak için yapılan işlemler bütünüdür.
Bu yarışma sonucunda ilk sırada olan arkadaşımız 2007 yılının en iyi SEO'cusu seçilecek ve ödüllendirilecekdir.
Amaç hem eğlenmek hemde yarışma coşkusunu yaşatacak forum etkinliğidir.

iyinet Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) yarışması,iyinet Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) yarışmasi

SEO Kampanyanızda Etik Değerlere Uyun

Sayfa sırlamasını yukarılara taşımak için aldatıcı yöntemler kullanmak ters etki yapar. Sitenizin arama sonuçlarından çıkarılmasına bile yol açabilir. Bir kez arama sonuçlarından çıkarılırsanız geri girmeniz neredeyse imkansızdır. Bu nedenle etik olmayan her türlü yöntemden kaçının.

Gereğinden fazla anahtar sözcük kullanmayın. Küçük yazı tipi veya sayfanızın arka planıyla aynı renkte metinler gibi gizli metin kullanmayın. Sitenize bağlantısı olan sitelerle aynı olan ayna siteler oluşturmayın. Ayrıca içeriğin her sayfada önemli değişiklikler göstermesine dikkat edin. Birden çok sayfada benzer içerik kullanmak arama motorlarına bir aldatma yöntemi gibi görünebilir.

Sayfanızda paravan sayfa kullanmamalı veya sayfanızın arkasına sayfa gizlememelisiniz. Paravan kullanıldığında iki sayfa oluşturulur. Arama sitesi veri toplayıcıları, anahtar sözcüğü çok olan tek bir sayfa görecektir. Ziyaretçilerse anahtar sözcüklerle ilgili olmayabilen diğer sayfayı görür.

Bu durumla ilgili bir istisna vardır: Bir Flash siteniz varsa, optimizasyon neredeyse olanaksızdır. Arama veri toplayıcıları Flash'ı anlamaz. Bu durumda, arkasında açılan bir HTML sitesi kurabilirsiniz. Yalnız bu sitenin Flash sitesiyle aynı içeriğe sahip olduğundan emin olun.

İnsanların Web Sitenizi Bulmasını Sağlayın: 8 SEO İpucu

Deneyimli Web tasarımcıları size, "Yalnızca siteyi kurarsanız kimse gelmez" diyecektir. Bu doğru. Yalnızca bir Web sitesi kurmak ziyaretçi çekmez. Müşterileri bir kez sitenize gelmeleri için ayartmak çaba gerektirir, tekrar gelmeleri içinse daha fazla çaba harcamanız gerekir.

Çoğu insanın Web sitelerini bulma yöntemlerinden biri Google.com gibi arama motorları kullanmaktır. Google, tüm Internet aramalarının yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Yahoo! ve MSN en sık kullanılan diğer arama siteleridir.

Arama sonuçlarında iyi bir sıralama derecesine sahip olmak, insanların sitenizi bulmalarına yardımcı olmak için şarttır. Çoğu insan ilk arama sayfasından ileri gitmez. Ayrıca listenin en yukarısında olmak en altında olmaktan iyidir.

Arama motorları arama sonuçlarını sıralamak için ileri düzeyde algoritmalar kullanır. İyi sayfa sıralama dereceleri rastlantısal değildir. Üst sıralamalarda görünecek Web sayfaları oluşturma sürecine Arama motoru optimizasyonu veya SEO denir.

Her arama motoru biraz farklı bir algoritma kullanır. Üstelik bunların çoğu algoritmalarını düzenli aralıklarla ayarlar. Ancak tüm arama motorlarında temel bir SEO geçerlidir. SEO ustalık gerektirse de, dikkatle planlanan bir yaklaşım Web sitenize gelen trafiği artırabilir.

Başarılı bir SEO'ya giden sekiz adım aşağıda verilmektedir.

Metataglar ve Anlamları

Genel olarak kullanılan metataglar ve anlamları aşağıdaki gibidir;

Bu metatag sayfanın dilini söylemektedir.content="tr" bölümü sitenin dilinin Türkçe olduğunu söylemektedir.

Bu metatag sayfanın başlığını belirtmektedir. arasına yazmış olduğumuz metin sayfanın başlığını bildirir.

Bu meta sayfanın içeriğinin doküman yapısında olduğunu belirtir.

İçeriğin hangi kesimlere hitap ettiğini belirtir. Global evrensel dünya çapındaki her yaş grubu anlamındadır.

Bu metatagda robotlara bulduğun linki takip et ve orayı indexle komutunu vermektedir. Robotların doğasında linkleri takip edip indexlediği için bu metanın kullanılması zorunlu değildir.

Bu metatag robotların siteyi ziyaret ettikten sonra bir daha ne zaman ziyaret gelmelerini belirtirsiniz.content="1 DAYS" bölümünde yer alan 1, robotlara siteyi indexledikten 1 gün sonra siteyi tekrar ziyaret etmesini söyler.

Bu meta ise sayfada kullandığınız karakter dilini söylemektedir.Bunu sayfa dili olarak ta algılamamıza rağmen, 2side farklıdır.

Burası ise sitenizi tanıtabileceğiniz kısım. Bu bölümün title, keyword ve sayfa ile uyumlu olması gerekir.

Bu metatagda sitenizin yada sayfanızdaki anahtar sözcüklere yer vermeniz içindir. Arama motorlarında hangi kelimelerde üst sıralara çıkmak istiyorsanız, bu bölüm dahil title ve description bölümüne o kelimeyi yazmalısınız.

Seo Size Ne Kazandırır ?

1 ) Nitelikli ve limitsiz ziyaretçi kazandırır. Ziyaretçiler ağarlıklı olarak arama sonuçları ile geldikleri için o malı veya hizmeti gerçekten talep eden kişilerden oluşur. İyileştirmesi yapılan sitenin iş alanına göre günde yüzlerce - binlerce - on binlerce ziyaretçi kazanılabilir.
2 ) Firmanıza prestij kazandırır. Genel kanaat, arama motorlarında ön sıralarda olan firmaların iş hacimlerinin yüksek olduğu ve o işin uzmanı oldukları yönündedir.
3 ) Firmanızı geliştirir. Dünya bilgiye dayalı ekonomik bir düzen yolunda ilerliyor. İşletmelerin kârlılıkları ve rekâbet güçleri bilgi teknolojilerini ne kadar kullandıkları ile doğru orantılı olarak değişiyor

4 ) İş alanınızdaki gelişmelerden ilk sizin haberiniz olur. Sektörünüze üretim yapan yapan yerli ve yabancı kişi veya firmalar doğal olarak öncelikle ilk sayfada ki firmalar ile görüşürler ve tekliflerini ilk olarak onlara sunarlar.
5 ) İyi bir reklam olanağı sağlar. Arama Motorlarının ön sıralarında olan firmaların web siteleri daha fazla tıklanır. Firmanız daha bilinir hale gelir markalaşmak için iyi bir adımdır.
5 ) Seo, arama motoru sıralamasından ibaret değildir. Tutulan istatistikler ile arama / ürün verimlilikleri, müşteri tercih ve eğilimleri hakkında güvenilir bilgi edinmenizi sağlar. Uzun vade planlama için veri tabanı oluşturur.

İnsanlar bildikleri adresleri bile artık Google'dan arıyorlar. Adres çubuğunu ne kadar ne sıklıkla kullanıyorsunuz? Yerinizde sayıyorsanız geri kalıyorsunuz demektir,